Online Prekonsepsiyonel Bakım Danışmanlığı Programına hoşgeldiniz

PROJE HAKKINDA

MODÜLLER

Modül 7: Zararlı Maddelerden Uzak Durma

{{variant.name}}:
{{opt.name}}
{{opt.value ? '' : opt.name}}
{{opt.value ? '' : opt.name}}
Açıklama

 

Sigara her zaman zararlıdır.

 

Sigara Kullanımının Etkileri 

Üreme sağlığına etkileri

 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünya genelinde 15 yaş ve üzeri bireylerin %40,3'ü tütün ürünleri kullanmakta olup, her yıl 8 milyondan fazla kişi tütün kullanımı sebebiyle hayatını kaybetmektedir. Bu ölümlerin 7 milyondan fazlası direkt olarak tütün kullanımından kaynaklanırken, yaklaşık olarak 1,2 milyon kişi ise ikinci el duman maruziyeti sonucu yaşamını yitirmektedir.

 

Sigara içmenin ya da sigara dumanına maruz kalmanın prekonsepsiyonel (gebelik öncesi) dönemde yol açtığı sağlık sorunları, hem üreme sağlığı hem de genel sağlık durumu üzerindedir. Nikotin, karbon monoksit ve kadmium gibi zararlı kimyasallar, kadınların yumurtalıklarında erkeklerin de testislerinde toksik etki yaratarak yumurta gelişimini ve sperm üretimini olumsuz etkiler ve gebelik şansını azaltarak infertiliteye neden olabilir. Kadınlarda yumurtlama sorunları, düşük kaliteli yumurtalar, tüplerinde hasar,  erken menopoz vb. riskleri arttırarak da doğurganlık yeteneğini azaltır.

 

Hormonal ve yumurtlama üzerindeki etkisi

 

Sigara nikotin ve neden olabildiği diğer değişimlerle, hipotalamus ve hipofiz bezine zarar vererek hormonal dengesizliklere neden olabilir, kadında üreme sistemi hormonlarının salgılanmasını bozabilir ve bu da adet döngülerinde bozulmaya ve yumurtlama problemlerine yol açabilir.

 

Döllenme- Embriyonun rahme yerleşmesi ve tüplere etkisi 

 

Kadınlarda yumurta ve sperm birleşmesi sonrası oluşan embriyonun gelişimini bozarak ve döllenen hücrenin hücre zarının kalınlığını artırarak rahim içerisinde tutunması zorlaştırır ve bu yolla döllenmeyi etkiler. Bununla birlikte sigaradaki toksik maddeler, embriyonun rahim içerisinde tutunup geliştiği rahmin iç tabakasında (endometrium) kanlanmayı azaltarak embriyonun tutunup yuvalanmasını engeller. Erkeklerde ise sigara, sperm miktarı, hareketliliği ve morfolojisini olumsuz yönde etkiler bu da döllenmeyi olumsuz etkiler.

 

 

Sigara içimi fallop tüplerine zarar verebilir, yumurtanın fallop tüpünden rahme doğru seyahat etmesini ve döllenmiş yumurtanın rahime yerleşmesini zorlaştırır. Ayrıca sigara içmek dış (ektopik) gebelik riskini artırır.

 

Bebeğin anne karnında gelişimi üzerindeki etkisi

 

 

Sigara bebeğin anne karnında gelişimi üzerinde de olumsuzluklara sahiptir. Nikotin ve diğer maddeler bebeği besleyen plasenta üzerinde toksik etkiye sahiptir, plasental kanlanmanın bozulmasına, plasentanın erken yaşlanmasına neden olabilir ve fetüsün gelişimini engeller. Bu durum bebeğin anne karnında gelişim geriliği, düşük doğum ağırlıklı bebek, erken doğum, suların erken gelmesi, gebelik tansiyonu /preeklampsi (gebelik zehirlenmesi), bebeğin yeterince oksijenlenememesi vb. birçok problemlere neden olur.

 

DNA hasarı ve mutasyonlar (hücrelerde kalıcı değişim)

 

Nikotin ve diğer kimyasallar, üreme hücrelerinde (gamet) DNA hasarı ve mutasyona yol açabilir, bu da azalmış doğurganlık, fetüste gelişme geriliği, düşük yapma riski ve genetik anomalili bebekler gibi sonuçlar doğurabilir. Araştırmalar, sigara içen erkeklerde spermlerde, kadınlarda da oositte (yumurta) DNA hasarının arttığını göstermiştir.

 

Erken menopoza etkisi

 

Kadınların erken yaşta menopoza girmesi, sigara içimi ile ilişkili olabilmektedir. Sigara içen kadınlar, içmeyenlere göre daha erken yaşlarda menopoza girebilir, bu da doğurganlık penceresini kısaltır ve çocuk sahibi olma şanslarını azaltır.

 

Prekonsepsiyonel dönemde sigarayı bırakmak;

 

Gebelik için sağlıklı bir vücut ortamı oluşturarak sağlıklı bir gebelik için hazırlık yapılmasına yardımcı olur,

Gebelikte olası düşük riskini azaltır ve sağlıklı bir gebelik şansını artırır,

Gebeliğin normal süresine kadar devam etme olasılığını artırır,

Bebeğin sağlıklı bir şekilde gelişmesine ve doğumdan sonra sağlıklı bir yaşama başlamasına yardımcı olur,

Anne adayının genel sağlığını iyileştirir ve gebelik sürecinde olası komplikasyon riskini azaltır.

Gelecekteki gebeliklerin olumsuz etkilerini azaltan ve kadın sağlığı için önemli bir adım olarak kabul edilir.

 

Alkol Kullanımının Etkileri

 

Alkol, dünya çapında yaygın olarak tüketilen bir madde olup, hem sosyal hem de kültürel etkinliklerde önemli bir rol oynamaktadır. Ancak alkolün sağlık üzerindeki etkileri, özellikle prekonsepsiyonel dönemde, hem erkeklerde hem de üreme sağlığı üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir.

 

 

Prekonsepsiyonel Dönemde Alkol Tüketmemek Neden Önemlidir?

 

Alkol kullanımı sadece kadınların sağlığını değil, aynı zamanda gebeliklerini ve bebek sağlığını da olumsuz etkilemektedir. Gebelik öncesi anne veya baba adaylarının alkol kullanımının germ hücreleri üzerine zararlı etkileri mevcuttur. Ayrıca, gebelik öncesi dönemde alkol ve diğer psikoaktif maddelerin kullanımı, sıklıkla gebelik sırasında da devam etmektedir.  

 

Alkol Tüketiminde Hangi Riskler Ortaya Çıkar?

 

Üreme sağlığına etkileri

 

Yüksek miktarda alkol tüketimi, özellikler kadınlarda hormonal dengesizliklere ve adet düzensizliklerine, yumurta sayısında azalmaya ve diğer yumurtlama sorunlarına yol açabilir. Ayrıca alkol ve madde kullanımı, istenmeyen gebelikler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, karaciğer hastalıkları, depresyon, şiddet, taciz gibi kişilerarası ve sosyal sorunlarda artışla ilişkilendirilmiştir.

 

Hormonlar üzerindeki etkileri

 

Kadında: Alkol, hormonal dengesizliklere yol açabilir. Düzenli ve fazla alkol tüketimi, östrojen, progesteron ve diğer üreme hormonlarının aşırı etkileri nedeniyle menstrüel döngü bozukluklarına ve yumurtlamanın kesilmesine ya da azalmasına neden olabilir. Bu hormonal değişiklikler doğurganlığı doğrudan olumsuz etkileyebilir ve doğurganlığın azalmasına neden olur. 

 

Erkekte: Erkeklerde alkol tüketimi testosteron seviyesini, sperm miktarını, hareketliliğini düşürebilir ve morfolojisini bozabilir. Bu da erkekte doğurganlığı olumsuz etkiler ve infertiliteye neden olabilir. Ayrıca alkol sperm DNA'sında hasara yol açabilir, bu da döllenmiş yumurtanın içeriği ve gelişim potansiyelini azaltır.

 

Embriyo üzerine etkileri

 

Yumurta ve spermin döllenmesiyle oluşan embriyonun sağlığı ve gelişimi üzerinde ciddi etkileri olabilir. Alkol, embriyonik uyumluluğu ve embriyonun gelişimini engelleyebilir. Araştırmalar, alkol tüketiminin, özellikle gebeliğin ilk haftalarında, büyük riskler taşıdığını göstermektedir.

 

Gebelik Öncesi Dönemde Alkol Kullanımı

 

Gebelik öncesi dönemde alkol tüketimi fetüs üzerinde kalıcı etkiler bırakabilir, düşük doğum ağırlığı, büyüme geriliği, doğum kusurları ve zekâ geriliği de dâhil olmak üzere fetüs sağlığını riske atar. Gebelik sırasında alkol tüketimi genellikle fetal alkol spektrum bozukluklarına neden olabilir, bu da merkezi sinir sistemi anormallikleri, büyüme kusurları ve yüz deformiteleri gibi sorunları içerir. Alkol maruziyetine bağlı bilişsel eksiklikler ve davranış sorunları da genellikle ömür boyu devam eder.

 

Uluslararası Rehberlere göre gebelikte güvenli alkol sınırı olmadığı bildirilmektedir, bu yüzden gebelik öncesinde alkol kullanımı davranışından vazgeçilmeli, kullanıma bağlı oluşabilecek risklerin önüne geçilebilmesi için de prekonsepsiyonel dönemde danışmanlık alınmalıdır.

 

Uyuşturucu Kullanımının Etkileri

 

Üreme sağlığına etkileri

 

Uyuşturucu kullanımı, üreme sağlığı üzerinde ciddi zararlar verebilir. Özellikle esrar, kokain ve opioid gibi maddeler; hormonal dengesizliklere, düşük sperm ve yumurta kalitesine ve doğurganlık problemlerine yol açabilir. Uyuşturucu kullanımı, doğurganlığı, gebelik olasılığını azaltabilir ve üreme sürecini zorlaştırabilir.

 

 

Fetal gelişim üzerine etkileri

 

Fetal gelişim (bebeğin anne karnındaki gelişimi) üzerindeki etkileri, kullanılan maddenin cinsine, kullanım performansına ve miktarına bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Yaygın olarak kullanılan bazı maddelerin fetüs üzerindeki potansiyel zararları, uzun dönem etkileri ve tedavisi aşağıda verilmiştir.

 

Esrar kullanımı

 

Hamilelik öncesi esrar kullanımı fetüsün beyin gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Araştırmalar, esrarın sinir sisteminin gelişimi üzerinde kalıcı hasarlar bırakabileceğini göstermektedir. Özellikle fetüsün beyin gelişimi sırasında THC (Δ9-tetrahydrocannabinol) maruziyeti, öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği ve hafıza sorunları gibi semptomlar ve davranışsal problemlere yol açabilir.

 

Kokain kullanımı

 

Kokain plasental bariyeri geçebilen ve fetüs üzerinde ciddi zararlar verebilen güçlü bir uyarıcıdır. Kokain kullanımı, plasentanın doğumdan önce erken ayrılma riskini artırabilir, bu da fetüste oksijen oranın azalmasına (fetal hipoksi) ve ölüme yol açabilir. Ayrıca kokain, fetüsün beyin gelişimini doğrudan etkileyerek, mikrosefali ve intrakraniyal kanamalar gibi ciddi anomalilere sebep olabilir.

 

Opioid kullanımı

 

Opioidlerin prekonsepsiyonel kullanımı, neonatal yoksunluk sendromu (NAS) (Neonatal yoksunluk sendromu: prenatal dönemde bağımlılık yapan maddelere maruziyet sonrası çekilme semptomlarıyla ve fiziksel bağımlılıkla karakterize klinik bir durumdur.) riskini büyük ölçüde artırır. NAS, opioidlere maruz kalan bebeklerde görülen yoksunluk belirtileri, beslenme güçlüğü, aşırı ağlama ve sinirlilik gibi patlamaları içerir. Uzun vadeli etkiler arasında, gelişimsel gecikmeler, davranışsal ve öğrenme sorunları yer alabilir.

 

Amfetamin kullanımı

 

Amfetamin kullanımı fetal gelişim üzerinde ciddi zararlara neden olabilir. Amfetamin kullanımı sırasında, düşük doğum ağırlığı, prematürite ve fetal büyüme/gelişme geriliği görülebilir. Bu koşullar, yenidoğanın yoğun bakıma gereksinimini artırır ve çocuğun ileriki yaşamında sağlık problemleri için risk faktörü oluşturur.

İletişim

Sorularınızı ekibimize bildirin, hemen cevaplayalım...

İsim *
E-posta *
Mesaj *

Projeye katıldığınız için teşekkür ederiz....

Proje Yöneticisi

Doç. Dr. Özlem Can Gürkan

E-posta: saglik@sagliklabasla.com.tr

E-posta: ozlemcan@marmara.edu.tr